Bir haftadır doğru düzgün uyuyamamamın sebebi çay sanırım. Marka değişikliği gerçekten kendini farkettiriyo. İçmeden de olmuyo, içmiyim bi gün başım çatlar.. Önceki olsa bi demlik iç yine koy kafayı uyu..
Bacaklarım ağırıyor benim şu sıralar. Ceplerimin olduğu yerler özellikle. Sanki bişeyler saplanıyor bacaklarıma. Elimi cebime atıyorum elimde bi acı oluşuyor. Anneme veriyorum pantolonu yıkasın diye. Birazdan yanıma gelip cebinden akrep çıktı diyor.
Akrepden başka bişey çıkmaz zaten diyorum.
Hadi sende biraz yavaş ol artık. Söndür o cıgarayı, yarısınıda sonra içersin. Kıriz var zaten biliyorsun ekonomik, bedensel, yaşamsal kıriz.
Hadi sende biraz yavaş ol artık. Şarabıda az iç artık, biliyorum biliyoruz sen şarapsız yaşayamazsın ama bi düşünsene zaten yaşamıyoruz. Belki biraz kılasik olacak ama şöyle bi söz söylemek isterim ''Yaşamıyorum kalbim atıyor sadece.''
Hadi sende biraz yavaş ol artık. Pastahaneye kız götürecek zamanlar geçti. Bi dilim pasta kaç lira söylesene. Hiç bi kıza gelecek vaat edemezsin zaten bu halinle.
Hadi sende biraz yavaş ol artık. Mutluluk hayalleri falanda kurma. Parasız mutluluk geçicidir, ''parasız mutluluk çöl güneşi altındaki bir damla su gibidir'' bunu unutma.
Hadi sende biraz yavaş ol artık. Hiç yoktan bide hastalanmışsız. Öleyim falan deme haa. Sen biliyor musun bi mezar yeri kaç lira? Kıriz var zaten...
İçmeyeli çok oldu. Bazı bazı çekerdim ben ne güzeldi. Özlediğimi söyleyemem ama içsek fena mı? Beraber içecek adam bulamıyorum millet yobaza bağlamış.
''Aman ceenemlik olacez'' sittir len. Ne alakası var. Adam kendi parasıyla içiyor. Kimseyede bi zararı yok. Bizim bi şarapçı Necati vardı öldü cennete gitti. Buna ne söyleyeceksiniz?
İçelim güzelleşelim sözü yalan mı ha? Gece içen adamları da gördüm sohbetleri harikaydı ,harika bi coşku harıka bi açıklık ama dostça. Pis adam işe yaramaz adam içmesim.
İnsanlar şunu bilmelidir ki her içen kötü değildir.
Bu Ankara sıcağı çekilmez oldu giydiklerimiz bizi pişiriyor.Evde biraz çıplak dolanayım dedim bu seferde akın akın komşular gelmeye başladı.Zili çalan çalana ne bu lan.
Biri gelir kitap ister, öbürü gelir çay içer dedikodusunu yapar gider. Başkası gelir oğlunun OKS sonuçlarını öğrenmek ister.
Kıllı göğsümü gere gere dolanamıyacak mıyım lan ben? Uzamış saçlarımı dağıtıp ,su yardımıyla değişik şekiller verip gezemeyecek miyim evimde? Rahat rahat oramı buramı kaşıyamayacak mıyım? Gümbür gümbür müzik dinleyemeyek miyim?
Sanki burası yardım merkezi ''Merabalar efendim Muncur her türlü yardım merkezine hoş geldiniz ,nasıl yardımcı olabilirim?'' ''Valla efedim her türlü yardımınıza muhtacız ,edebildiğiniz kadar edin!''
Komşu komşunun külüne muhtaçtır da bu kadar değil yani.Bi aralar evlerini boyamak için bizden boya istiyorlardı.Çüş lan paranız var(biliyorum var) gidin hemen şurdan caddeye çıkıp hırdavatçıdan alın bi zahmet boyanızı. İsterseniz bi de evinizi boyayalım tam olsun.
Kimisi ekmek tahtasını , kimisi mediveni ister. Bakalım daha neler isteyecekler.
Böyle komşulara ben açık açık hırdavatçının yolunu gösteriyorum.Sonraları bana gıcık Hakan demeye başladılar ,hiç de umrumda değil.
Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi kedilerin halk arasında bilindiği gibi nankör olmadığını açıkladı. Sadece köpeklerle karşılaştırıldığında henüz yabani hayattan tam olarak kopup insanlarla yaşamaya alışamamış görünüyorlar.
Köpekler 13 bin yıldır, kediler ise 3 bin yıldır insan hayatına ve ev yaşamına girdikleri için kedilerin 'tam evcil' olduğunu söyleyemeyiz ,açıklaması yapıldı.
Henüz kedilerin bize alışması için zaman var diye düşünüyorum 10 bin yıl kadar. Evde beslediğim ,sütünü eksik etmediğim hatta süt anne tuttuğum kediler süt annelerini de yanlarında alarak kaçtılar. Belki Tayyip Erdoğan'ın ''Ananı al da git ulan'' sözünden dolayı olmuştur diyeceğim ama benim kedilerim bu söz söylenmeden önce kaçmışlardı. Şimdi çoluğa çocuğa karışmışlardır. Belki bi araba altında dümdüz olmuşlardır.
Kedileri seviyorum yinede. En sevdiğim hayvandır. Bahçede sevişen kedileri az mı izledik? Kediler o pozisyonda iken bizi karşılarında görünce küfreder gibi bakarlardı. Mart ayları gelince her taraftan bi kedi çığlığı yükselirdi. Dişi kediler bağırıp durur gariplerim. Bazısı azgın erkeğin elinden kurtulup kaçıyorlardı ama dedik ya azgın erkek kovalıyor işte. Belkide benim kedilerim sevişmek için kaçıyordu ,kim bilir. Keyifleri bilir e onlarda haklı bi yerde ben de kedi olsaydım...
Ev telefonu çaldı (cep pek fazla çalmaz). Gidip açtım bir kız bana ''Uğur'' dedi.Yanlış numara dedim kız benim kalın sesimi duyunca bi an duraksadı(sesim bazen olduğundan kalın çıkar ki bu o anlardan biriydi) ,şaşırdı.Sanki hayal kırıklığına uğramış gibi buruk bir ses tonu ile özür diledi . Önemli değil dedim kapattık.
Çok kısa bir telefon konuşması oldu fakat sonradan düşündüğümde ''Kızın sesi çok zarifti'' dedim kendi kendime.Bu ses çok güzel bir bayana ait olmalı. Keşke ''Evet ben Uğur'' deyip konuşmayı uzatsaydım dedim.Sonra Uğur olmadığımı ,onu boş yere oyaladığımı anlayınca bana küfrederdi belki ,o zarif sesiyle.Keşke bi daha yanlışlıkla bizim evi arar diye bekledim ama olmadı.
Bazen yanlış numara çeviren adamlar oluyor telefonu açtığın zaman karşıda bir ayı olduğunu hissedebiliyorsun.İşte o ayılar defalarca bizim evi yanlışlıkla arayabiliyor.Ama güzel sesli bir kız aramıyor.
Zaten bende şans olsaydı herşey daha farklı olurdu.
En keskin mutluluk nerededir ,ta içimize işleyen?
Hayatın hangi köşesinde ,hangi yolun sonunda veya yol uzanmaz ücralarda
Bir kadının ılık nefesinde mi yoksa bir göz damlasının sonunda mı?
Sazımdan yayılan titreşimde mi yoksa?
Göz buğusu kalktığında mı göreceğim mutluluğu
Beni seveni sevdiğimde mi?
Ne zaman ,özgürce ağlamayı öğrendiğimde mi?
Yoksa hiçbir yerde mi benim için?
Hep cümlelerimin sonunda bir soru işareti mi olacak
Yoksa aşkı anlatan bir ünlem mi gelecek ,geç zamanlarda?
Şu an dışarıda düğün var.Ankara'nın düğünleri de hiç çekilmez.
Türkü söylediğini zanneden bi herif ve saz çaldığını zanneden başka bi herif vardır ki ikisi bir araya geldiği zaman sormayın.Yanında bir de darbukatörü şuyu buyu vardır.
En erken saat 23 de biter bu eziyet.
Ankara dışından gelen misafirlerde hiç bi yerde düğünün bu kadar gürültülü ve çirkin bir müzikle yapılmadığını söylüyorlar.
Ankara düğünlerinin müziğinde hiçbir zarafet hiçbir anlaşılırlık yok.
Bir de havai fişek diye bi bela icat oldu.Sanki üzerimize bomba yağıyor.Güm güm güm.Havayı da kirletiyorlar.
Bunlar olsada seviyorum bu şehri.
19 Temmuz 2008 Cumartesi
22 günlük Ankara hasretinin ardından geri döndüm.
Evimin balkonundan esen rüzgara sarıldım.Soğuktu ilk önce ama sarılışımızın bir ateşi oldu!
Bu arada bir albüm indirdim çok duygusal.Türkçe değil ama.Ben müziğin ayrı bir dil olduğuna sözleri anlamaya ihtiyaç olmadığını düşünüyorum.Önemli olan duyguyu anlamak.Neyse bu albümün adı ''Lonely Land'' işin içinde Erkan Oğur'da olduğu için ayrı bi yer etti bende.Yunan müzisyenlerde var herkes dinlemeli bence.
Ankara ve müzik ve ben ve hiç kavuşamayacağım sevgili ve hayat bu işte başka bişey değil...
Fotoğraf İçin Tıkla
http://muncur.blogspot.com/
Gidiyorum buralardan Ankara'nın solgun sokaklarından iki ay kadar uzak kalacağım.Ve gitarımlada ayrılmak zorundayım.Gittiğim yerlerede fotoğraf çekeceğim.Muncur da yayınlarım bunları.Havası temiz ve sakin yerlere gideceğim.
Aslında bi baklıma iyi olacak çünkü sabahları çocukların sesiyle ,komşunun elektirikli süpürge sesiyle ,kapı açıp kapama ,zil ve sayamağım pekçok sesle uyanıp bi daha uyuyamamaktan bıktım.
Bolca kitap götürüp yanımda okuyacağım.
Şu anda götürmeyi planladığım birkaç kitap var;
1.Ev Sahibesi-Dostoyevski
2.Geçmişe Mazi(Meşrutiyet Kıraathanesi)-Rıfat Ilgaz
3.Hoca Nasrettin ve Çömezleri-Rıfat Ilgaz
Şimdilik belirlediğim bu üç kitap.Attila İlhan'dan bişeyler almayı planlıyorum yanı sıra Aziz Nesin'den.Zevkle okuyacağım kitaplar olsun istiyorum.Yoksa zaman mı geçer.Bana kalsa Ankara'dan dışarı adımımı atmam.Babam gönderiyor yavvv...
Bu fotoğrafı Sıhhıye'de çekmiştim ben yokum o karede.:)
18 Haziran 2008 Çarşamba
İnsanların bazılarını anlamıyorum kendilerine karamsarlıklarla dolu bir dünya kuruyorlar ve içine acı yığıyorlar.Ulaşılmazlar oluşturuyorlar kendilerine.Ve bu insanlar hep ölümü arzuruyorlar.Benimde ulaşılmaz isteklerim var ama hayatın her zaman güzel olduğuna inanıyorum.Bizi harika günler beklediğine inanıyorum.IIık yağmurlar ve bulutlu bir gökyüzü.İzlenilmeye değer filmler,dinlenilecek türküler ,sevecek yeni insanlar varken hayat güzel.
Kaybettiğimiz şeyler tabii ki olacak ,acı dolu günler ama umutlu bir dünya kurmalıyız o karanlık kuyuya düşene kadar umutlarımızı yaşatmalıyız.Az önce babalar günü için babama bi gömlek verdik babam için bundan kutsal bir mutluluk olamaz ,hatırlanmak!
Daha uzun bir yazı yazmak isterdim ama dışarıda yağmur yağıyor Ankara'nın gri sokakları ıslak şimdi ,beni bekliyor.
Başlıkdan da anlaşılacağı üzere www.karalahana.com bir Karadeniz sitesidir.Sitede Karadeniz Bölgesi illeri üzerine ve
Karadeniz müziği, müzik aletleri
Karadenizliler! Kim kimdir?
Karadeniz bölgesi tarihi
Karadeniz Bölgesi Halk oyunları
Karadeniz
Karadeniz kitaplığı
Karadeniz Bölgesi ile ilgili şu başlıklar altında bilgiler mevcut.
Neden Karalahana.com?
Karadenizliler “el ele”
Hamsinin denizi... tütünün yaprağı, çay ve fındığı dalı... yeşilin cenneti... kemençenin, takaların vatanı... kömürün, demirin yatağı Karadeniz...Varillerin, kirliliğin selin, erozyonun, heyelanın Karadenizi’ Ürettiğinin karşılığını alamayn, Ülke GSMH’sından en az yararlanan bölgemiz... Erken davranamadık ama bugün çözüm aramazsak sorunlarımız daha da büyüyecek. Çocuklarımıza güzel yaşanılası bir Karadeniz bırakmamız gittikçe güçlenecek.
Karadeniz’in kirlenmesine karşı “el ele”
Bilim adamlarının yaptığı incelemelere göre, Karadeniz’de kirlilik oranı 30 metreye ulaştı. Kirlenme bu hızla sürerse 60 yıl sonra Karadeniz deniz olmaktan çıkacak. Ayrıca deniz dibinde oluşan yanıcı ve yakıcı gazlar su yüzüne doğru hızla yaklaşmaktadır. Buna son yıllarda Karadeniz’e atılan zehirli varilleri ve boşaltılan gemi atıklarını da eklersek, sorunun büyüklüğü kendiliğinden ortaya çıkar... Kimsenin Karadeniz’i kendi çöplüğü sanmaması için “el ele”
Çevre Kirliliğine karşı “el ele”
Karadeniz zehirlenirken, karadeniz kıyıları ve çevresi kirleniyor. On yıllardır biriken zehirli variller, fabrika atıkları, egzos ve pet şişelere, bölgeye inşası planlanan nükleer santral ve küresel ısınmanın etkileri eklenince bereketli Karadeniz toprağının kirlenmesi kaçınılmaz oluyor.
Fındıkta, çayda, tütünde ... “el ele”
Ülkemiz çayının neredeyse tamamı Karadeniz’de yetişiyor. Tütünümüzün de önemli bir bölümü ve fındığın ise %73.4’ü de öyle. Ülkemiz için önmli olan bu ürünlerin akıllıca değerlendirilmesi ve üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için “el ele”
Sele, erozyona karşı “el ele”
İklimin yağışlı, arazinin engebeli ve yerine oturmamış olmasından dolayı, Karadeniz toprağı her zaman sel olaylarıyla, erozyonla karşı karşıya kalmıştır. Vatan toprağını suya rüzgara kaptırmadan gerekli önlemlerin alınabilmesi için “el ele”
Heyelana karşı “el ele”
Yıl 1929: Of-Sürmene toprak kayması.. 8-10 saat süren bu toprak kayması sonucu 150’ye yakın insanımız hayatını kaybetti. 328 yapı yıkıldı, pek çok aile bölgeden göçme zorunda kaldı.
1950 Akçaabat toprak kayması,1959 Trabzon-Gümüşhane yolu toprak kayamsı, 1989 Maçka, 1990 Of, 1999 Sürmene toprak kaymaları... Düzenli ve sağlıklı bir yerleşim için “el ele”
Göçe karşı “el ele”
Bir söz vardır: Karadenizli Karadeniz’de doğar ama Karadeniz’de doyamaz. Ekmeğini taştan, denizden çıkaran Karadenizli gurbet illere taşınır. Ülkemizin en çok dış göç yaşayan bölgelerinden biridir Karadeniz. Göçün durması için “el ele”
Kültürümüzün korunması için “el ele”
Karadeniz, ülkemizin en renkli kültürüne sahip bölgelerinden biridir. Giyim kuşamdan, yemeklerine, evlerinden oyunlarına kadar, pek çok alanda kendine özgü ilginç unsurlar taşır. Karadeniz kültürünün korunması ve tanıtılması için “el ele”
Turizm için... Tanıtım için... “el ele”
Karadeniz’in tarihi, doğal ve kültürel zenginlikleri dünyanın pek çok bölgesiyel yarışacak niteliktedir. Yeşil, benzersiz bir ton zenginliğine sahiptir. Yüzlerce yıl çeşitli uygarlıkalra beşiklik yapmanın nişanesi manastırlar, kaleler, höyükler ayrı bir zenginlik kaynağıdır. Karadeniz’in turizm cenneti olması için daha çok tanıtım gerekiyor.
Hayde uşaklar “el ele”
Hiç merak ettiniz mi,acaba en çok kullanılan web tarayıcısı en iyisi midir?En çok kullanılan web tarayıcı tahmin edebileceğiniz gibi İnternet Explorer,fakat kullanım çokluğuna zıt olarak en kötü,en az fonksiyonlu en berbat,en rezil web tarayıcısı İnternet Explorer'dir.
En iyi web tarayıcıları listesinde dört tane tarayıcı var.Bunlar en iyi olarak Opera,ardından Safari,ardından Mozilla Firefox ve son olarak kötü İnternet Explorer.
Sırası ile;
1.Opera
2.Safari
3.Mozilla Firefox
4.İnternet Explorer
Opera'yı En İyi Yapan Ne?
En hızlı tarayıcı Opera(Motoru en iyi tarayıcı) ve kullanışlılık açısından daha gelişmiş özelliklere sahip.Ayrıcı bilgisayarınızı virüslere karşı korumakta en gelişmiş tarayıcı.Ayrıca avantajlı tüm özelliklerine rağmen bilgisayaraınızda en az yer kaplayan tarayıcı yine Opera.Ve daha pek çok özelliği ile en baba tarayıcı Opera...
Kullanıcıları Firefox'a Çeken Ne?
Kullanıcıları Firefox'a çeken en önemli özellik sunmuş olduğu, internette daha kolay çalışmanızı sağlayan eklentileridir.Ayrıca sayfa engellemeleri açısından kullanıcılara hatrı sayılır engelleme seçenekleri sunuyor.
Bu sabah uyandığım zaman farklı bişey yapmaya karar verdim.Ben her sabah kalktığımda hemen elimi yüzümü yıkarım.Bu sabah yüzümü hemen yıkamadım ve uykunun o tatlı sarhoşluğuyla bi süre dolaştım evin içinde.Tabii biraz da gözlerimin çapağı ile...
Çok güzel oluyor.Daha sonra yıkadım yüzümü ,bi daha ki sefere yüzümü gün boyunca yıkamamayı deneyeceğim.Nasıl oluyor acaba?
Bu gün 11 Haziran 2008 Çarşamba
Dedim ki internetten kaçıyorum artık daha az bilgisayar karşısında oturacağım daha az internette gezineceğim.Ama tam tersi oldu daha fazla oturmaya başladım.Nasıl bi manyaklık anlamadım.
Anyayamıyorum kendimi.